Gemideki 2.günümüzde kamaradakiler henüz uyurken ben erkenden kalktım. Gemi, Çanakkale Boğazı'nda yol alıyordu. Ufukta pembeliklerin içinde belli belirsiz yeni yapılan köprüyü gördüm. Güneş usul usul doğarken, Çanakkale'nin merkezi göründü (bkz. yandaki fotoğraf). Şehitlik ise geminin diğer tarafında kaldığından onun fotoğrafını çekmek için kamaradan güverteye çıktım.Sabahın ilk ışıklarında güzel bir kare yakalamayı başardım. Odaya döndüğümde bizimkiler hala uyuyordu, perdeyi açınca çıkardığım seslerle onlar da uyandılar. 2.gün tamamen denizde geçti. 4000 kişilik gemide gün boyunca sıkılmak mümkün değil. Burası 5 yıldızlı bir otel gibi tasarlanmış, gün boyu geminin farklı yerlerinde bin bir çeşit herkese hitap eden etkinlikler mevcut. Açık büfe olan sabah kahvaltısını denizde bizimle yan yana seyir eden kargo gemileri eşliğinde yaptık. Gemi İtalyan olduğundan yemekler konusunda hiç sorun yaşamadık. Her şey damak tadımıza uygundu. Sonra tembellik yapmak üzere odamıza çekildik, kitap okuyup sakin başlayan tatilin tadını çıkardık. Derken kapımız çalındı ve hoş geldin notu eşliğinde küçük kuru pastalar geldi. İlk günkü gibi havuza girmeye heveslendik ama ne mümkün, boş şezlong bulamadık. Gemideki 3 büyük havuzun hepsi de kafalarla doluydu. Arda bir ıslandı biz de bulabildiğimiz iki sandalyeye tüneyip onun eğlencesinin bitmesini bekledik. Neyse ki ilk gün geminin dolambaçlı kaydırağından hevesimizi almıştık. Kaydırak diğer otellerdeki gibi havuzda sonlanmıyor, komik ama küçük bir küvette bitiyor. Kaydırağın sonu sizi yavaşlattığından bu çok sorun olmuyor. Ama yine de klasik otel kaydırakları kadar keyifli. Norveç Fiyortlarında aynı gemiyle seyahat etmemize rağmen hava soğuk olduğu için bu kaydırağı deneme şansını bulamamıştık. En azından yapmadığımız bir şeyi de listede işaretledik. Gemi o kadar büyük ki çoğu zaman yüzen bir taşıt içinde olduğunuzu unutuyorsunuz. Büyükler kadar çocuklar da düşünülmüş tabii ki. Büyüklere casino, küçüklere jetonlu oyuncaklar. Bu arada casino da epey değişmiş. Her şey büyük ekranlardan ibaretti, kollu makineler bile dijital hale gelmiş, bana çok saçma geldi. Evde bilgisayarla oynamaktan bir farkı yok. Gün boyu geminin farklı bölgelerinde canlı müzik vardı. Gemide içecekler hariç her şey dahil konsepti var. Sadece sabah kahvaltıdaki içecekler dahil. Arıtılmış su içmek istemiyorsanız suya da para vermelisiniz. Kahve, çay ve arıtılmış suyu 24 saat restoranlardan alabilirsiniz. Dilerseniz sabah, öğle ve akşam alakart restoranı da kullanabilirsiniz. Biz akşamları hep alakartta yedik. Burada menü sadece birkaç seçenekten oluşuyor ve her gün değişiyor. Açık büfeden farkı size garsonlar hizmet ediyor. Geminin tiyatrosunu da anlatmadan geçmeyeyim, her akşam iki oturumda farklı gösterilerin olduğu bu tiyatro 2 bin kişiyi ağırlayabiliyor. Gemide bir de kıyafet kodu var. Eskiden her akşam odaya bırakılan gazetelerde bir sonraki günün programı, hava durumu, gün doğumu ve batımı ve duyurular olurdu. Artık kağıt tasarrufu dolayısıyla bu programlar çok az basılıyor ve resepsiyondan bir önceki gece kendiniz gidip almak zorundasınız. Tabii ki her şey dijitalleştiği için geminin uygulamasını indirip günün programına oradan da ulaşabilirsiniz. Data hattınız açık değilse, gemideki wi-fi kullanımı ücretli. Ama sadece uygulamayı kullanmak için ücretsiz bağlanabiliyorsunuz. Uzun lafın kısası o gün akşam kıyafet kodunun ne olduğunu da ya uygulamadan yada gazeteden öğrenebilirsiniz. 2. akşamın kıyafet kodu "tropical" mesela. Son dakika Arda'nın kıyafeti yok akşam giyecek diyerek valiz hazırlarken gidip alışveriş merkezinden aldığım tropik desenli uçuk mavi gömleği ve kot şortuyla oğlum da ortama uyum sağlıyor.
3. gün durağımız Korfu...



















































