Ege Denizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ege Denizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2026 Pazar

Ege Denizi'de 2.Gün

 

Gemideki 2.günümüzde kamaradakiler henüz uyurken ben erkenden kalktım. Gemi, Çanakkale Boğazı'nda yol alıyordu. Ufukta pembeliklerin içinde belli belirsiz yeni yapılan köprüyü gördüm. Güneş usul usul doğarken, Çanakkale'nin merkezi göründü (bkz. yandaki fotoğraf). Şehitlik ise geminin diğer tarafında kaldığından onun fotoğrafını çekmek için kamaradan güverteye çıktım.

Sabahın ilk ışıklarında güzel bir kare yakalamayı başardım. Odaya döndüğümde bizimkiler hala uyuyordu, perdeyi açınca çıkardığım seslerle onlar da uyandılar. 2.gün tamamen denizde geçti. 4000 kişilik gemide gün boyunca sıkılmak mümkün değil. Burası 5 yıldızlı bir otel gibi tasarlanmış, gün boyu geminin farklı yerlerinde bin bir çeşit herkese hitap eden etkinlikler mevcut. 
Açık büfe olan sabah kahvaltısını denizde bizimle yan yana seyir eden kargo gemileri eşliğinde yaptık. Gemi İtalyan olduğundan yemekler konusunda hiç sorun yaşamadık. Her şey damak tadımıza uygundu. Sonra tembellik yapmak üzere odamıza çekildik, kitap okuyup sakin başlayan tatilin tadını çıkardık. Derken kapımız çalındı ve hoş geldin notu eşliğinde küçük kuru pastalar geldi. İlk günkü gibi havuza girmeye heveslendik ama ne mümkün, boş şezlong bulamadık. Gemideki 3 büyük havuzun hepsi de kafalarla doluydu. Arda bir ıslandı biz de bulabildiğimiz iki sandalyeye tüneyip onun eğlencesinin bitmesini bekledik. Neyse ki ilk gün geminin dolambaçlı kaydırağından hevesimizi almıştık. Kaydırak diğer otellerdeki gibi havuzda sonlanmıyor, komik ama küçük bir küvette bitiyor. Kaydırağın sonu sizi yavaşlattığından bu çok sorun olmuyor. Ama yine de klasik otel kaydırakları kadar keyifli. Norveç Fiyortlarında aynı gemiyle seyahat etmemize rağmen hava soğuk olduğu için bu kaydırağı deneme şansını bulamamıştık. En azından yapmadığımız bir şeyi de listede işaretledik. Gemi o kadar büyük ki çoğu zaman yüzen bir taşıt içinde olduğunuzu unutuyorsunuz. Büyükler kadar çocuklar da düşünülmüş tabii ki. Büyüklere casino, küçüklere jetonlu oyuncaklar. Bu arada casino da epey değişmiş. Her şey büyük ekranlardan ibaretti, kollu makineler bile dijital hale gelmiş, bana çok saçma geldi. Evde bilgisayarla oynamaktan bir farkı yok. 
Gün boyu geminin farklı bölgelerinde canlı müzik vardı. Gemide içecekler hariç her şey dahil konsepti var. Sadece sabah kahvaltıdaki içecekler dahil. Arıtılmış su içmek istemiyorsanız suya da para vermelisiniz. Kahve, çay ve arıtılmış suyu 24 saat restoranlardan alabilirsiniz. Dilerseniz sabah, öğle ve akşam alakart restoranı da kullanabilirsiniz. 
Biz akşamları hep alakartta yedik. Burada menü sadece birkaç seçenekten oluşuyor ve her gün değişiyor. Açık büfeden farkı size garsonlar hizmet ediyor. Geminin tiyatrosunu da anlatmadan geçmeyeyim, her akşam iki oturumda farklı gösterilerin olduğu bu tiyatro 2 bin kişiyi ağırlayabiliyor.  Gemide bir de kıyafet kodu var. Eskiden her akşam odaya bırakılan gazetelerde bir sonraki günün programı, hava durumu, gün doğumu ve batımı ve duyurular olurdu. 
Artık kağıt tasarrufu dolayısıyla bu programlar çok az basılıyor ve resepsiyondan bir önceki gece kendiniz gidip almak zorundasınız. Tabii ki her şey dijitalleştiği için geminin uygulamasını indirip günün programına oradan da ulaşabilirsiniz. Data hattınız açık değilse, gemideki wi-fi kullanımı ücretli. Ama sadece uygulamayı kullanmak için ücretsiz bağlanabiliyorsunuz. Uzun lafın kısası o gün akşam kıyafet kodunun ne olduğunu da ya uygulamadan yada gazeteden öğrenebilirsiniz. 2. akşamın kıyafet kodu "tropical" mesela. Son dakika Arda'nın kıyafeti yok akşam giyecek diyerek valiz hazırlarken gidip alışveriş merkezinden aldığım tropik desenli uçuk mavi gömleği ve kot şortuyla oğlum da ortama uyum sağlıyor. 
3. gün durağımız Korfu...







19 Temmuz 2026 Pazar

MSC ile İstanbul Çıkışlı Ege ve Adriyatik

 

Balayımızı MSC Splendida gemisinde yapmıştık (bkz. Akdeniz Turu). Aradan yıllar geçtikten sonra Splendida'nın kardeş gemisi MSC Fantasia ile Norveç Fyortlarını gezme şansına da sahip olduk. O zaman gidiş ve dönüş çok yorucu olmuştu. Öğle vakti gemide olmak için gece 12'de çıkmıştık evden. Bu sefer yolculuk çok rahattı. Sabah 6 gibi çıkıp, hızlı trenle, biraz rötarla da olsa, rahatça Söğütlüçeşme'ye vardık. 

Marmaray hemen bir yandaki perondan kalkıyor. Sirkeci'de indik ve sadece karşıdan karşıya geçerek tramvayla Galataport'a vardık. Turun rotası yandaki gibi Ege ve Adriyatik kıyıları.

Bir büyük bir küçük valiz yerine iki orta valiz alsaydık belki de tramvay peronunda daha rahat ederdik çünkü hem Sirkeci hem de Tophane durakları çok dar.  

Gemimiz yine Norveç fiyortlarındaki gibi Msc Fantasia. Tur bu sefer daha uzun, 9 gece 10 gün ve yine balkonlu kabindeyiz. 

Kabinimiz geminin ortasında, asansörlere daha yakın ama manzarası biraz daha kısıtlı çünkü yan tarafta geminin orta kısmının çıkıntısı var. İlk günkü manzaramız Cihangir. Geminin bulunduğu Galataport limanının konumu gerçekten harika. Zaten Sirkeci'de indiğimizde gemiyi uzaktan görmüştük. Geminin arka kısmı tarihi yarımadayı görüyordu, yan tarafı Galata Kulesi'ni, ön kısmı Dolmabahçe Sarayı'nı ve diğer yanı da Kız Kulesi'ni. Gemiden inip hiçbir yere gidesimiz gelmedi çünkü geminin bulunduğu yerden zaten bütün İstanbul ayaklarımızın altındaydı. Bizim gibi İstanbul'dan binenler haricindeki bütün gemi misafirleri İstanbul'u keşfe çıktıklarından bütün havuzlar boştu, biz de fırsatımız varken keyfini çıkardık. Tarihi yarımada manzarasında havuz ve jakuzi keyfi yapmak bir daha ne zaman nasip olur bilinmez. Geminin limandan kalkış saati 23.00. En uzun kaldığı liman İstanbul zaten. Öğle ve akşam yemeklerini gemide yedik. Pasaport kontrolüne özellikle değinmek istiyorum çünkü gemiye binerken sadece Türk polisinin kontrolünden geçtik ve çıkış damgasını bastılar. Artık her şey dijital oluyormuş. O yüzden gemi pasaportları bizden almadı ve Yunanistan'da da herhangi bir pasaport kontrolüne girmedik. O kadar ki sanki bütün yolculuk boyunca şehir içinde gezer gibiydik. Sadece Pire limanında Yunan polisi çıkış için pasaportu kontrol etti. 

İkinci gün denizde. Gece kalktığımda dışarıda harika bir yakamoz beni bekliyordu...

15 Nisan 2012 Pazar

Yunan Adaları Turu: Kaptan'ın Kokteyli

Gemide geçirdiğimiz ikinci akşam kaptanın galası vardı. Yanda gördüğünüz daha önce ilk sayfasını koyduğum gemi gazetesinin ikinci sayfası. Gemi gazetesinden gemi içindeki günlük aktiviteleri öğrenebiliyorsunuz. Ayrıca akşam için giymeniz gereken kıyafet türünü de bu gazeteden öğreniyorsunuz. Yolculuğun ikinci gün kaptanın kokteyli olduğundan, "suggested dress attire for this evening: elegant". Yani bu akşam sizden şık giyinmeniz bekleniyor. Gemi turuna çıkmadan önce turu satınaldığımız şirket, bavulumuzda bir adet şık kıyafet bulundurmamızı tembihlemişti ve kaptanın kokteylinden bahsetmişti. Bu sebeple, şık giyinmekte zorlanmıyoruz ;)



Ve tabiiki Kaptan'la hatıra fotoğrafı...
Size biraz da geminin özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Aquamarine gemisi çok da büyük bir gemi değildi. Zaten Yunan adaları turlarında çok da büyük gemiler kullanılmıyor. Gemi gazetemizin son sayfasından da anlaşılacağı gibi gemi aslında bir otel gibi hizmet veriyor. Geminin; resepsiyonu, güzellik salonu, duty free mağazası (gemi limana demirliyken kapalı oluyor), Casino'su (kollu makinalarda biraz oynadık ama pek bişey kazanamadık. harcadığımız kadar parayı kazanınca da bıraktık ;), fotoğrafçısı, barları (5 adet), karadaki turlara kayıt yaptırabileceğiniz "shore excursion desk"i ve doktoru mevcut.