![]() |
| Mumyalar |
18 Haziran 2023 Pazar
Lourve Müzesi
20 Mayıs 2023 Cumartesi
Versay Sarayı
Paris'teki 2.günümüzde getyourguide'dan aldığımız turumuzun ikinci durağı olan Versay Sarayı'ndayız. Fransa krallarının hepsinin adı Louis olduğundan benim için sarayı kimin yaptırdığı oldukça kafa karıştırıcı. XIII. Louis tarafından burada yaptırılan av köşkü, XIV. Louis tarafından büyütülerek bugünkü şekli verilmiş. XIV. Louis, sarayı, av köşkünü koruyup, köşk ortada kalacak şekilde etrafına yeni binalar ekleyerek büyütmüş. Sarayı büyütme sebebi, o dönem iyice kontrolden çıkmış olan aristokrat sınıfını kontrol altında tutmak. Saray, bütün aristokrat sınıfının bir arada yaşaması için bu kadar büyük yapılmış. Rehberimizin anlattığına göre kralın bütün hayatı şirk hayvanı gibi geçiyormuş. Öyle ki sabahları yaklaşık 100 kişinin izlediği bir sabah seremonisi ile kalkıp, geceleri benzer şekilde yatma seremonisi ile yatağa giriyormuş. Kraliçeler herkesin gözü önünde doğum yapıyorlarmış ki, gelecekte kral olma olasılığı olan bu bebeği kraliçenin doğurduğu herkes tarafından açıkça bilinsin. XIV. Louis, Güneş Kral lakabıyla anılıyormuş, bu sebeple süslemeli kapılarda güneş gibi parlayan adam motifleri var. Avrupa'da belirli dönem bu adamlar niye saçma sapan peruklar takmışlar sorumun cevabını da Versay sarayında buldum. XIV. Louis, 17 yaşında bir hastalık sebebiyle kafası kelleşmeye başlayınca, peruk takmaya başlamış.
Versay'ı yaptıran kişi olduğu için normal olarak XIV. Louis'nin sarayda birçok portresi ve heykeli bulunuyor. Yandaki resim de bunlardan biri. Bu resimde XIV. Louis'nin bacakları oldukça ilgi çekiyor. Ama bu bacaklar ona ait değil, ressama bu resimde bacaklar için daha genç başka bir adam modellik yapmış.
6 Mayıs 2023 Cumartesi
Giverny
Instagram'dan görüp buraya gitmeliyim dediğim yerler arasındaydı Giverny. Peki Giverny'de ne var? Tabii ki Monet'in o meşhur tablolarında gördüğümüz, masallardan çıkmış gibi duran evi ve muhteşem bahçeleri. Çok şanslıydık ki hava bahçelerde gezmek için harikaydı. Peki buraya gitmek için ne yaptık? Get Your Guide sitesinden bir tur aldık. Sonradan anladık ki ana tur şirketi City Wonders imiş. İkisinden de Giverny turlarını inceleyebilirsiniz. Hangisi hoşunuza giderse ve bütçenize uygunsa, yorumlara da bakıp seçebilirsiniz. Biz günübirlik Giverny ve Versailles turunu seçtik. Bir sonraki yazımda anlatacağım ama şimdiden de söyleyeyim, Giverny için verilen süre yeterli olsa da Versailles için yarım gün pek de yeterli olmadı. Turla otelimize 5 dakika yürüme mesafesindeki Eiffel Kulesi'nin önünde buluştuk ve oradan otobüse bindik. Giverny, Paris'in merkezine otobüsle yaklaşık 1 saat. Yol boyunca rehberimiz bize Monet'nin hayatından ve resimlerinden bahsetti. Böylece, evine vardığımızda kendi kendimize gezmemiz için bizi serbest bıraktı, zaten anlatacağı herşeyi anlatmıştı. Monet, resim okumak istediği halde babası tarafından buna izin verilmemiş ve orduya yazdırılmış. Neyse ki bu kaderinden onu teyzesi kurtarmış ve Paris'e gidip sanat eğitimi alması için ona sponsor olmuş. Fakat Monet, sanat akademisinde aradığını bulamamış ve tutkusunun peşinden giderek İzlenimcilik (Empresyonizm) akımının öncüsü olmuş. Monet şanslı bir dönemde yaşıyordu çünkü eski zamanlarda boyaları hazırlamak kolay olmadığından ressamlar sadece atölyelerinde resim yapabiliyorlardı. Açık hava temalı resimler yapacaklarsa önce dışarıda onların taslaklarını yapıp, atölyede renkli boyalarla tamamlıyorlardı. Monet zamanında, küçük tüplerde boyalar üretilmeye başlandı ve dışarıda resimleri tamamlamak mümkün hale geldi. Münih'te Neue Pinakothek'te gördüğümüz, başka bir izlenimci ressam olan Manet'nin yaptığı, "Kayık'ta resim yapan Monet" resmi bu tekniğin çok güzel bir örneğidir. Monet ve Manet gibi genç manzara ressamlarının resimleri Paris'teki Salon'a kabul edilmeyince, bu ressamlar reddedilmişler sergisi açmaya karar vermişler. Bu sergideki resimlerden biri de Le Havre limanını resmettiği meşhur "İzlenim, Gün Doğumu" tablosudur. Bu tablonun resim değil ancak adı gibi bir izlenim olabileceğini söyleyerek onu gülünç bulan eleştirmenler, bu sanatçılara "Empresyonistler" (İzlenimciler) adını vermişler. Ama bu sanatçılar bu ismi beğenip sahiplenmişler ve bu adla anılmaya başlanmışlar. Monet resimleri daha önce gezici sergi olarak İstanbul'daki Sabancı müzesine gelmişti ve orada özellikle nilüfer bahçelerine hayran olmuştum.
29 Nisan 2023 Cumartesi
Paris: 1.gün
Fransa'ya 6 kez gidip bir kere bile Paris'e gitmediğimi düşününce, dünyada turistlerin en çok ziyaret ettiği şehirlerden biri olan bu yeri de artık görmeliyiz dedim. Ankara'dan Paris'e salı ve cumartesi günleri direk uçuşlar var. Biz de kolay olsun diye bu yolu tercih ettik. Bu seyahati planlarken yine sygictravel uygulamasını kullandım. Sabah uçağına bindik, öğlen Paris'teydik. Havaalanında işlerimiz tesadüfi bir şekilde çabucak bitti ve trenle otele geçtik. Hotel Floride Etoile'de kaldık. Çok yakınında metro durağı vardı, hem Eyfel kulesine hem de Arc de Triomphe'e yürüme mesafesindeydi. Otelin hemen yanı başında Carefour olması da su ve abur cubur temini açısından kolaylık sağladı. Eiffel kulesinin bacaklarını ilk olarak otele giderken metronun penceresinden gördük ve bir heves Arda'ya gösterdik. Açıkçası insan fotoğraflardan büyüklüğünü algılayamıyor. Bence Eiffel kulesinin en etkileyici özelliği çok büyük olması. Biz tepesine çıkmadan etrafından dolanmayı tercih ettik. Daha sonra da Champ Elysees'ye doğru yürüdük. Yürümekten yorulunca şık bir restoranda mola verip şaraplarımızı yudumladık. Champ Elysees, Arc de Triomphe'dan Concorde meydanına doğru uzanıyor. Oradan da Lale bahçeleri ve en sonunda eski sarayın olduğu Lourve Müzesi var. Ayaklarınıza güveniyorsanız bütün bu yolu yürüyebilirsiniz ama ilk günden biz kendimizi bu kadar yormak istemedik. Champ Elysees'de yandaki fotoğrafta da görüldüğü üzere oldukça lüks mağazalar uzanıyor. Yürüyüşümüşe Arc de Triomphe'da bir bank molası ekledik. Dilerseniz bilet alarak Arc de Triomphe'a da çıkabilirsiniz. Ama biz ona uzaktan bakmayı tercih ettik. Yürüyüşümüzü otelde sonlandırarak ilk günümüzü çok da yorulmadan tamamladık.
22 Ocak 2023 Pazar
Heineken Experience
Heineken müzesi Amsterdam'da mutlaka görülmesi gereken yerler listenizde olmalı. Biz, Amsterdam'da kalan son birkaç saatimizi burada geçirmeye karar verdik. Önceden internetten belirli bir saat dilimi için bilet aldık. İlgili saatte müzenin önünde uzun bir kuyruk vardı. İnsanları birarada alıp tura başladılar. Müze içerisinde bira yapımının aşamaları anlatılıyor. Bu bina yıllar öncesinde Heineken biralarının yapıldığı yermiş ama şuanda sadece müze olarak hizmet veriyor.Heineken birası; su, arpa, şerbetçi otu ve Heineken maya özütünden oluşuyor. Müze, teknolojinin nimetlerinden faydalanarak sizi biranın bu yolculuğuna hem görsel, hem de işitsel olarak çıkarıyor. Hatta bir yere girerken yanımızda küçük çocuk olduğundan yüksek ses ve karanlıktan korkar mı diye sordular. Tur bir noktada sona erdi ve kendimiz bu eski bira fabrikasında gezmeye devam ettik. Bol bol ikram edilen biralardan içtik. Arda'ya da Fanta benzeri biri içecek ikram ettiler. Eşim bira doldurma yarışmasına katıldı ve ikinci oldu. Yarışmanın amacı en kısa zamanda en köpüksüz birayı doldurmaktı, dört yarışmacı vardı ve hepsi dünyanın başka bir yerinden gelmişti.
1 Ocak 2023 Pazar
Amsterdam 4.gün
Rembrant, Amsterdam için oldukça önemli bir figür. Rijksmüzesinde gördüğümüz Gece Nöbeti resminin heykel haline dönüştürülmüş halini Rembrant meydanında görmek mümkün. Amsterdam'ın merkezine yakın bir konumda yer alan bu meydan, gece hayatı için önemli bir yer olsa da biz burayı sabahın erken saatlerinde incin top oynarken gezdik. Meydana bu isim, ünlü ressam Rembrandt van Rijn'in evinin yakınlarında olduğu için verilmiş. Eskiden bir tereyağı pazarı olan meydan, ziyaretçilerine birçok kafe; gece ise stres atabilecekleri birçok bar ve club seçeneği sunuyor. Meydan diğer birçok popüler turistik yere yürüme mesafesinde olup, tramvayla ulaşım da mümkün.
18 Aralık 2022 Pazar
Amsterdam 3.gün
Biz i Amsterdam card almamıştık. Gereksiz bir şekilde pahalıya geliyordu ama son gün, günlük tramvay biletlerini keşfettik, o daha uygundu. Normalde her yere yürürüz diye düşünmüştük ama bu tatile çıkmadan önce Arda havale geçirdiğinden onu o kadar uzun mesafeler yürütmeye cesaret edemedik. Amsterdam, coffee shoplarıyla ünlü. Ama bu mekanların ünlü olmalarının sebebi bildiğimiz kahve değil, bu mekanlarda satılan hint keneviri ve onun katıldığı çeşitli ürünler. Biz yanımızda çocuk olduğundan bu tarz yerlere girmeye cesaret edemedik ama merak etmedim değil. Otelin her yerinde bu tarz ürünleri otelin içinde tüketmemek gerektiğini belirten uyarılar vardı çünkü bu maddeleri kullandıktan sonra halusilasyon görüp camdan atlayan insanlar olmuş. Kahve dükkanları dışında bu tarz maddeleri kullanmak yasak. Ayrıca, Türkiye'ye getirmek de yasak. Yakalanırsanız cezası var.




































