Strazburg'da geçirdiğimiz son sabahımızda Rohan sarayını gezdik. Burası birden fazla müzeye ev sahipliği yapıyor. Biz Dekoratif Sanatlar müzesini gezdik. Bu sarayın inşası, 1704 - 1713 yılları arasında Strazburg piskoposluğunu yapan prens Rohan Soubise tarafından başlatılmış.
Versay sarayı gibi bir bina istediği için bu sarayın planlarını kralın mimarı Robert de Cotte'a yaptırmış. Sarayın inşaası, dekorasyonu ve mobilyaların döşenmesi 1732'den 1742'ye kadar sürmüş.
O zamandan Fransız devrimine kadar bu saray, Strazburg piskoposlarının ve Rohan ailesinin ikametgahı olarak kullanılmış. Bu müze, 7 bölümden oluşuyor. 1 numaralı salon muhafızların olduğu giriş salonu olarak kullanılmış.
2 numaralı bölüm piskoposların salonu. Bu odada genellikle oyunlar düzenlenirmiş. Bu oda ismini duvarlarındaki piskoposların portrelerinden almış. 1793'te bu tablolar devrimciler tarafından yakılmış. 3 numaralı oda kralın yatak odası. Bu oda, sarayın en etkileyici bölümü, krallar ve kraliyet ailesi üyeleri Strazburg'a geldiklerinde bu odada kalırlarmış. 4 numaralı bölüm kütüphane. 5 numaralı oda, Napolyon'un Yatak odası. Bu küçük odanın resmi olmayan stili Napolyon tarafından yatk odası olarak seçilmesine sebep olmuş. Odadaki koltuk, masa ve yatağı yaptıran Napolyon'un bu odada hiç uyuma imkanı olmamış. 6 numaralı oda, prens piskoposların yatak odası. 7 numaralı bölüm, dekoratif sanatlar kanadı. Bu bölümde, çiniler, mücevherler ve saatler var. Bu zengin koleksiyon, 18.yy'da Strazburg'daki zanaat endüstrisinin altın çağını yansıtıyor.
Arda bu müzeyi çok sevdi, sessiz ve sakin bir şekilde gezdi. Etrafında gördüğü şeylerle çok ilgilendi. Ama tabi ben de ona merak etmesi için hikayeler anlattım. Bu sarayda bir zamanlar krallar kraliçeler yaşamış dedim. Hayal gücünü harekete geçirerek bu müzeden keyif almasını sağladım.
Böylece Strazburg gezimiz de burada bitti :)
strasbourg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
strasbourg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Aralık 2019 Cuma
29 Eylül 2019 Pazar
Strazburg: Le Petite France
Strazburg'daki "Le Petite France", yani "Küçük Fransa"yı ilk gecemizde görmüştük. Ama hava karanlıktı ve saat geç olmuştu o yüzden ara sokaklarında gezip çok vakit geçirememiştik. İkinci gün La Vaissaeu'dan sonra akşam yemeğini bu bölgede yemeye karar verdik.
Bölgenin en turistik noktalarından birindeki "La Corde à Linge"ye gittik. Hava dışarda yemek yenecek kadar güzeldi ve manzara harikaydı. Arda'yla biz hamburger yedik ama o kadar da güzel değildi. Yine de manzara ve hava harikaydı.
Tabi lolipop yedikten sonra hareketlenen ve büyük ihtimalle iştahı kaçan Arda biraz burnumuzdan getirdi ama biz ona aldırmamaya çalıştık. Petite France aslında eski bir tabakhane mahalllesi. Eski zamanlarda tabakhaneciler en pis işi yapıp en çok para kazanan insanlarmış. Bu yüzden evleri süslü püslü ve gösterişli. Güzel manzaralar eşliğinde Strazburg'daki ikinci gecemiz sona erdi. Buarada, Strazburg'da Münih'te gördüğümüzden daha çok Türk gördük. Kaldığımız otelde, gittiğimiz restoranda, su almak için uğradığımız markette vs.
Bölgenin en turistik noktalarından birindeki "La Corde à Linge"ye gittik. Hava dışarda yemek yenecek kadar güzeldi ve manzara harikaydı. Arda'yla biz hamburger yedik ama o kadar da güzel değildi. Yine de manzara ve hava harikaydı.
Tabi lolipop yedikten sonra hareketlenen ve büyük ihtimalle iştahı kaçan Arda biraz burnumuzdan getirdi ama biz ona aldırmamaya çalıştık. Petite France aslında eski bir tabakhane mahalllesi. Eski zamanlarda tabakhaneciler en pis işi yapıp en çok para kazanan insanlarmış. Bu yüzden evleri süslü püslü ve gösterişli. Güzel manzaralar eşliğinde Strazburg'daki ikinci gecemiz sona erdi. Buarada, Strazburg'da Münih'te gördüğümüzden daha çok Türk gördük. Kaldığımız otelde, gittiğimiz restoranda, su almak için uğradığımız markette vs.
7 Eylül 2019 Cumartesi
Strazburg: La Vaissaeu
Çocukla gittiğimiz ilk yurt dışı tatilinde onun için de birşey yapmak istedik. Bu yüzden gitmeden önce onun için yapabileceğimiz şeyleri araştırdık. Strazburg'da karşımıza La Vaissaeu çıktı. Burası çocuklar için bir cennet. İyi ki de gitmişiz. Strazburg küçük bir yer olduğundan burada hiç toplu ulaşım kullanmadık. Fakat La Vaissaeu şehir merkezinden biraz uzakta. Buna rağmen yarım saatlik mesafeyi çocukla birlikte yürümeye karar verdik. Pişman da olmadık çünkü yol çok güzeldi. Kuğuların yüzdüğü bir nehrin kenarındaki ağaçlık yoldan yürüyerek La Vaissaeu'ya ulaştık. La Vaissaeu çeşitli bölümlere ayrılmış. İnternetteki fotoğraflarda benim en çok ilgimi çeken inşaat bölümüydü. Burada çocuklar bir inşaat alanındaymış gibi oyunlar oynuyordu.
Benim de Ardayla beraber çocuk olasım geldi. Bu müze kendini çocuklara bilimi sevdirmeye adamış. Su ile ilgili bölümlere girmedik. Yaz olmadığından Arda'nın üstü suyla oynamaya uygun değildi, yanımızda yedek kıyafet yoktu ve hasta olmasından korktuk. Kaldıraçların olduğu fizik bölümü yanında, tangram gibi oyuncakların olduğu matematik bölümü de çok eglenceliydi. Biz bu müzeye neredeyse tüm günümüzü ayırdık. Çocukla oldugumuzdan yavaş gezmeyi kendimize felsefe edindik. Öğle yemeğini müzedeki hazır gıda makinalarından aldık. Normalde küçük bir kafeteryası da var ama açık değildi. Biz de makinadan sandviç ve içecek aldık. Bizim haricimizde çok fazla turist yoktu. Daha çok öğretmenleriyle birlikte anaokulu ve kreş grupları vardı. Böyle güzel bir müzede değişik ve ilginç ürünlerin olduğu bir hediyelik eşya dükkanı beklerdim ama hayal kırıklığı oldu. Mesela içerdeki oyuncakların bir kısmı hediyelik eşya dükkanında satılabilir. Akşama doğru geldiğimiz gibi yavaşça yürüyerek şehir merkezine döndük.
Benim de Ardayla beraber çocuk olasım geldi. Bu müze kendini çocuklara bilimi sevdirmeye adamış. Su ile ilgili bölümlere girmedik. Yaz olmadığından Arda'nın üstü suyla oynamaya uygun değildi, yanımızda yedek kıyafet yoktu ve hasta olmasından korktuk. Kaldıraçların olduğu fizik bölümü yanında, tangram gibi oyuncakların olduğu matematik bölümü de çok eglenceliydi. Biz bu müzeye neredeyse tüm günümüzü ayırdık. Çocukla oldugumuzdan yavaş gezmeyi kendimize felsefe edindik. Öğle yemeğini müzedeki hazır gıda makinalarından aldık. Normalde küçük bir kafeteryası da var ama açık değildi. Biz de makinadan sandviç ve içecek aldık. Bizim haricimizde çok fazla turist yoktu. Daha çok öğretmenleriyle birlikte anaokulu ve kreş grupları vardı. Böyle güzel bir müzede değişik ve ilginç ürünlerin olduğu bir hediyelik eşya dükkanı beklerdim ama hayal kırıklığı oldu. Mesela içerdeki oyuncakların bir kısmı hediyelik eşya dükkanında satılabilir. Akşama doğru geldiğimiz gibi yavaşça yürüyerek şehir merkezine döndük.
6 Temmuz 2019 Cumartesi
Strasbourg: 1.gün
Münih'ten Strazburg'a trenle geçtik. Bunun için Stutgart'ta aktarma yaptık. Yolculuğumuz yaklaşık 4 saat sürdü. Münih - Stutgart treni kısmen daha konforluydu. Bilet alırken çocuklu olduğumuz için işimizi şansa bırakmadık ve koltuklar için ayrıca para vererek koltuk numarası aldık. Bilet alırken aile diye seçince bize kuşetli bir bölüm verilmiş. Böylelikle rahatça seyahat ettik.
Tren yolculuklarını genel olarak öğle saatlerin ayarladım ki; hem rahatça otelde kahvaltı yapalım, hem düzgün bir saatte check out yapalım, hem de Arda sabah yorulursa öğle uykusunu rahatça trende uyusun da trende onu oyalamak zorunda kalmayalım. Planladığım gibi de oldu. Arda Stutgart'a kadar aralıksız uyudu. Aktarma yaptığımızda uyandı ama ikinci trende de tabletle, dergiyle falan sorun çıkmadan oyalamayı başardık.
Strazburg'daki otelimiz tren garına çok yakındı. Valizlerimizi koyup şehir merkezine doğru yürüyüşe geçtik. Yukarıdaki haritada 1 numara ile işaretlenen yerdeki turist ofisinden 1.5 euroya haritamızı aldık. Dilerseniz bu linkte kaliteli bir turist haritası bulabilirsiniz. Ama Fransızca :) Turist ofisinin hemen yanında yer alan ve yandaki fotoğrafta görülen bina "La Maison Kammerzell".
Strazburg'un en güzel binası olarak anılan bu bina, yüzyıllar boyunca tüccarlara ait olmuş. 19.yy'daki sahibi Philippe Kammerzell, bakkalmış. 16.yy'da binayı inşa ettiren Martin Braun ise peynir tüccarı. Haritada numaralandırılmış yerleri gezerek yürüyüşümüze devam ettik. 2 numaralı yer "La Façade De La Cathedrale", yani görkemli Strazburg Katedrali. Bu katedralin ilk taşı 1277'de konulmuş. 1439 yılında biten katedral, 19.yy'a kadar en yüksek katedral olma ünvanını elinde tutmuş. Katedralin bulunduğu meydan oldukça hareketli, birçok mağaza ve dükkan var. Kışın burada Avrupa'nın en ünlü kış pazarlarında biri kuruluyormuş.
3 numaralı durağımız Katedralin içi. İçerideki vitraylar 13. ve 14.yy'da yapılmış.
4 numaralı durağımız, "La Palais Rohan", yani Rohan sarayı. Strazburg'taki son gün içini gezdiğimiz bu saray, 1732 - 1742 tarihleri arasında yapılmış. 19.yy'da Napolyon'nun ev sahipliği yaptığı saray, şuanda 3 ayrı müze olarak hizmet veriyor: Dekoratif Sanatlar Müzesi, Güzel Sanatlar Müzesi ve Arkeoloji Müzesi.
Sarayın hemen yanında, 5 numaralı durağımız "La Musee De L'ouvre Notre Dame" bulunuyor. Bu eski yapının geçmişi katedralin yapıldığı tarihlere kadar uzanıyor. Sol kanat 14.yy'da tekrar yapılırken, sağ kanat 16.yy'da yapılmış. Meydandan görülen binaların arkasında orta çağa ait bir bahçe bulunuyormuş. 1931 yılında beri müze olarak hizmet veren yapı, 11.yy'dan 17.yy'a tarihlenen cam, resim ve mobilyalara ev sahipliği yapıyor.
6 numaralı durağımıza doğru yürürken hava yavaş yavaş kararmaya başladı ve biz acıktığımızı fark ettik. Ara sokaklardan birinde yemek yedik. Yediğimiz restoranın adı Au Vieux Strasbourg. Biraz pahalı bir restorandı fakat yemekler ve servis güzeldi. Özellikle yerel yemekler ilginizi çekiyorsa tercih edebilirsiniz.
Hava kararınca aradaki durakları atlayıp direk ünlü "Le Petite France"a gitmeye karar verdik. Gece gündüz fark etmez şehrin bu kısmı gerçekten fotoğraf çekmeye doyamayacağınız manzaralar sunuyor. Eskiden bu evlerde balıkçılar, değirmenciler ve tabakçılar yaşarmış. Bu evlerin çoğu 16. ve 17.yüzyıllar arasında yapılmış.
Haritada 10 numarayla gösterilen "Les Pons Couverts" köprülerinin üstünden geçtikten sonra, 11 numaralı "Le Barrage Vauban"a yani baraja doğru yürüdük. Saat geç ve otelimiz bu bölgeye yakın olduğundan gezimizi burada sonlandırdık.
Haritadaki son durak Gutenberg Meydanıydı. Aslında burayı turist ofisine doğru yürürken görmüştük. Ortasında atlı karınca olan küçük bir meydan. Bana göre çok da görülecekler listesinde değil. Ama gelirken geçtiğimiz ve listede olmayan Kleber Meydanı daha güzel ve hareketliydi. Böylece Strazburg'taki ilk günümüz bitti ve ben de yıllarca okuduğum okulun olduğu sokağa ismini veren bu şehri görmüş oldum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















