16 Ekim 2011 Pazar

Pantheon



Piazza Navona'yı gördükten sonra yolumuza ara sokaklardan devam ederek Pantheon'a ulaştık. Roma'nın daracık sokaklarından çıkıp, birden böyle büyülü bir yapıyla karşılaşınca insan şaşırıyor. Trevi çeşmesini gördüğüm andaki şaşkınlığı yaşadım bu yüzden. İnsan Roma'nın daracık sokaklarında gezerken büyüleyici yapılarla karşı karşıya kalabiliyor. Belki de Roma'nın insanı şaşırtan bu güzelliği onu gören herkesin bir daha görmek istediği bir yer yapıyor. 
Pantheon MS. 126 yılında restore edilmiş bir tapınak. İçinde hiçbir pencere bulunmayan bu yapı, tavandaki delikten aydınlanıyor. Tavandaki kubbenin ortasında bulunan bu boşluk insana Tanrı'nın varlığını hissettiriyor ve Roma gezimiz
Pantheon'la sonlanıyor...

9 Ekim 2011 Pazar

Piazza Navona

Navona Meydanı, açık hava stadyumu olarak kullanılmak üzere MS 1.yy'da kurulmuş. Eski Romalılar buraya "agone" dedikleri oyunları izlemeye gelirlermiş. Meydana Barok bir hava hakim. Meydanın ortasında Fontana dei Quattro Fiumi denilen, ortasında Obeliks olan bir çeşme var. Bu elips şeklindeki meydanın iki merkezinde iki adet daha çeşme mevcut. Yandaki fotoğrafta kubbesi görülen yer ise bir klise.


8 Ekim 2011 Cumartesi

Castel Sant'Angelo

Castel Sant'Angelo, MS.139'da Hadrianus'un mozolesi olarak yapılmış. Roma haritasına baktığınızda bu kalenin yıldız şeklinde bir alan kapladığı görebilirsiniz. Kale, kalın surlarla Vatikan'a bağlanıyor. Bu sebeple, tehlike zamanlarında bu kale Papalar tarafından sığınak olarak kullanılmış.

25 Eylül 2011 Pazar

Vatikan Müzesi

Vatikan Müzesi bence mutlaka gidilmesi gereken bir yer. Vatikan'nın ne kadar zengin ve Papa'ların ne kadar güçlü insanlar olduklarını o zaman fark ediyorsunuz. Bu müzede birçok farklı medeniyetten eserler bulmak mümkün. Müzeye girmek için önce St. Pietro klisesinden çıkmanız gerekiyor. Müze kısmına yan taraftan gidiyorsunuz. Vatikan'dan çıktıktan sonra sol taraftaki surları takip ederseniz müzenin girişine ulaşırsınız. Müze muazzam büyüklükte. Müzenin Mısır bölümünde oldukça fazla mumya ve mumya labutu görmek mümkün.


Müze aslında birden fazla binadan oluşmakta ve bu binalar içerden birbirine bağlı. Bir binadan diğerine geçtiğinizi fark etmiyorsunuz bile. Müzede bulunan heykeller inanılmaz derecede gerçekçi, duvarlar ve tavanlar resimlerle süslü. Kısacası insanı büyüleyen bir yer. Müze o kadar büyükki bir süre sonra insan sıkılmaya başlıyor. Ben ünlü Sistina Şapel'ini görmeye çok hevesliydim. Bu yüzden yorulmadan biran önce orayı görmek istiyordum. Fakat herkesin benim gibi düşündüğünü keşfetmiş olmalılar ki en güzeli en sona saklamışlar. Sistina Şapel'ine gidebilmek için bütün müzeyi gezmeniz gerekiyor.  
Sistina Şapel'inin bir duvarında Michelangelo'nun "The Last Judgment" (Son Yargılama) eseri var. Sistina Şapeli'nin tavanı ise olağan üstü. Michelangelo şapelin içine kapanıp, iskelelerin üstünde tek başına 4 yılda şapelin tavanını boyamayı bitirmiş. Michelangelo sırüstü yatıp, yukarı bakarak resim yapmak zorundaydı. Bu duruşa o kadar alışmışki, bu işle uğraştığı sırada aldığı mektupları başını geriye atarak okumuş*.
Yandaki resimde Michelangelo'nun "The Creation of Adam" (Adem'in Yaradılışı) nı görüyorsunuz. Resimde, Tanrı'nın eli Adem'e hayat vermek için uzanmış. Bu tasvir, günümüzdeki birçok esere hatta günlük hayatımızdaki reklamlara ilham kaynağı olmuştur.
Sistina Şapeli'nin bir diğer özelliği de Papalık şeçimlerinin burada yapılıyor olması. Dan Brown'nun romanından uyarlanan "Melekler ve Şeytanlar" filmini izlediyseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Papa'yı seçmek amacıyla kardinaller Sistina Şapel'ine kapanıyorlar. Yanlız sorun şuki yeni Papa'yı oy birliği ile seçmek zorundalar. Bu sebeple Şapel'de kapalı kaldıkları saatler biraz uzun olabiliyor. Her oylama sonrası Papa'nın seçilip seçilemediğini dışarıdaki insanlara haber verebilmek için oy kullanılan kağıtlar yakılıyor. Dumanın rengi beyaz ise yeni Papa seçilmiş, siyah ise oy birliği sağlanamamış demek oluyor.


Son olarak Vatikan Müzesi'nin ünlü dönen merdivenlerinden de söz etmeden geçemeyeceğim. Vatikan'dan bu kadar. Bir sonraki yazımda Roma'yı gezmeye devam edeceğiz.
*Gombrich, E.H. (1997). Sanatın Öyküsü (16.Basım). Remzi Kitapevi.

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Vatikan: San Pietro

Vatikan aslında bir ülke. Kendi posta kodu ve postanesi bile var. Yandaki fotoğrafta görülen San Pietro meydanı, Bernini tarafından tasarlanmış. Gerçekten de büyüleyici bir meydan. Meydan elips şeklinde tasarlanmış. Elipsin iki merkezine çeşme konulmuş. Tam ortaya ise bir mısır obeliksi.




İsa'nın oniki havarisinden biri olan St. Peter'in mezarının San Pietro kilisesinin altında olduğuna dair bir efsane var. 4.yy'dan beri şimdiki San Pietro kilisesinin bulunduğu yerde bir kilise varmış. 1506 yılında şimdiki kilisenin inşasına başlanmış.






San Pietro kilisesi, içi en geniş olan Hristiyan kilisesi imiş.  Kilisenin içinde Michelangelo tarafından yapılan bir Pieta var (Pieta, Meryem'in kucağında İsa'nın ölü bedenini taşıdığının tasviri imiş, bkz: http://en.wikipedia.org/wiki/Piet%C3%A0). Bu heykelin önü o kadar kalabalıktı ki resim çektirmekte oldukça zorlandık. Gerçekten de bir şaheser. Michelangelo yapmış gene yapacağını diyorsunuz :)


Kilisenin içinde St. Peter'in bronz bir heykeli var. Bu heykelin sol ayağına dokunmak ziyaretçiler için kutsal sayıldığından, heykelin sol ayağı aşınmış durumda.



Daha önce de söylediğim gibi Vatikan aslında bir ülke. Kendi bayrağı ve hatta kendi askerleri var. Ama bu askerlerin kıyafetleri biraz komik. Bu askerler İtalyan değil, İsviçreli. İlk öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Böyle komik kıyafetler içinde olsalar da eğitimli askerler oldukları söyleniyor...

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Forum

Kolezyum'u gezdiğimiz gün aslında daha Kolezyum'a varamadan acıkmıştık. Yol üzerindeki araba büfelerden birer sandviç aldık. Forum'a karşı oturduk ve karnımızı doyurduk. O an o kadar keyifliydi ki. Hayatımın en keyifli anlarından biriydi. Manzara tek kelimeyle mükemmeldi, sandviç de tabi :) Forum'u ilk öyle gördük. Kolezyum'u gezdikten sonra Forum'a girdik. İşte Sezar'ın, Augustus'un yaşadığı yerdeydik...
Forum içinde gezerken çok enteresan bir rehberle karşılaştık. Minneapolis'li bir rehber bedava İngilizce rehberlik hizmeti veriyordu. İnsanları etrafına toplamış, bulunduğumuz mekanla ilgili bilgi veriyordu. Ne yazıkki turun sonuna yetişmişiz o yüzden pek faydalı olmadı.
Roma Forum'un geçmişteki halini gösteren bir kitapçık aldık. O kadar hoş ki. Adamlar gerçek fotoğrafın üstüne geçmişte nasıl göründüğünü koymuşlar. Nasıl bir kitap olduğunu bu şekilde anlatmak zor tabi. Ama forumu gezerken insanın kafasında geçmişi candırmasına yardımcı olduğu kesin.
Yandaki fotoğrafta, Forum'un hemen yanında yer alan "Circo Massimo" görülüyor. Hernekadar şuanda bir yürüyüş parkuru yada yeşil alan gibi görünse de, bir zamanlar burası  büyük bir hipodrommuş. Buarada araba yarışları, halk oyunları ve festivaller düzenlenirmiş. Şimdi o halinden eser kalmasa da yeşil alan olarak Roma'lıların boş vakitlerini geçirmelerine yardım ediyor sanırım...

24 Nisan 2011 Pazar

Kolezyum

Kolezyum gerçekten de etkileyici bir yapı. Büyüklüğü ve heybeti karşısında insanda hayranlık uyandırıyor. Kolezyum'a gitmeden önce bir müzeye girmek için yanda görülen bileti almıştık. Aldığımız bu bilet Kolezyum da dahil olmak üzere 9 yere girmemize olanak sağlıyordu. Şimdi adını hatırlamadığım o müze çok kalabalık olmadığı için bileti hiç sıra beklemeden almıştık.
Kolezyum'a gittiğimizde dehşet bir kuyrukla karşılaştık. Tam uflayıp, puflayıp sıra mı beklicez şimdi derken, bu kuyruğun bilet sırası olduğunu öğrendik. Daha önce aldığımız ve Kolezyum için de geçerli olan biletle sırayı baypas ederek rahatça Kolezyum'a girdik. Kolezyum'un içine girdiğimde gerçekten çok heyecanlandım. İşte o meşhur arena burasıydı. Kimbilir ne kanlar akıtılmıştı burda.

Nice filmlere konu olmuştu. Aklıma hemen Gladyatör filmi geldi ve hayallere daldım.
Kolezyum arenasının altında hypogeum bulunuyor. Yani sahnenin altında tuneller var. Bu tunelleri kullanarak hayvanlar ve gösteri yapan kişiler sahneye çıkıyormuş.
Taa o zaman adamlar o kadar güzel bir tasarım yapmışlar ki Kolezyum, izdiham olmadan çabucak boşlabiliyormuş.



Kolezyum'un hemen yanında "Arco di Constantino" var. Aslında bu yapı bir zafer takı. Constantine I'in kazandığı bir savaşın anısına dikilmiş...