21 Aralık 2025 Pazar

Edinburgh: 3.Gün

 

Edinburgh'e ilk gelişimizde vakit ayıramadığımız duraklardan biri Newtown. Adı yeni ama aslında tarihi oldukça eski. Bu yeni şehir, ızgara düzeninde planlanmış. Bir zamanlar yerleşim yeri olan bu bölge, şuanda dükkanlarla dolu. Alışveriş çılgınlığı yapacaksanız, Princes Street'ten Newtown'a uzanan kısım bunun için harika bir fırsat. Biz de boş kalan vaktimizi fırsat bilip belki de ilk defa turist olarak geldiğimiz bir ülkede alışveriş çılgınlığına giriştik. Tabii bunda Arda'nın yırtılmış ayakkabısının ve yamalı montunun da katkısı da büyüktü. 

Öğle yemeği randevumuz Johnnie Walker Rooftop restoranda. Gitmeden önce internet üzerinden yer ayırtmıştık ama biz gittiğimizde çok kalabalık değildi. Belki rezervasyonsuz da gitseniz yer bulabilirsiniz, yine de ben olsam işimi şansa bırakmazdım. Yandaki manzara eşliğinde lezzetli yemeklerimizin yanında viskimizi de yudumlamayı unutmadık tabii ki. Yemekler güzel ve doyurucuydu. Fiyatlar da normaldi. Türkiye'de olsak böyle bir yerde yemek yemek için bir servet bırakmamız gerekirdi herhalde. 

Burada otelimizden bir kere daha bahsetmeden geçemeyeceğim. Otel odasının kapısından çıktıktan sonra koridorda bizi yandaki kale manzarası karşılıyordu. Üstelik otelin konumu harika olduğu için gün içinde rahatlıkla otel odasına uğrayabildik. Kahvaltı ise gerçekten çok doyurucuydu. Dilerseniz açık büfeden dilerseniz alakarttan, hatta dilerseniz ikisinden birden faydalanabiliyorsunuz. Çok güzel egg benedict yapıyorlardı kesinlikle tavsiye ederim. Otelin adını tekrar yazıyorum: Apex City of Edinburgh. 
Öğleden sonraki durağımız National Gallery of Scotland. Birleşik Krallık'taki diğer müzeler gibi bu müzeye giriş de ücretsiz. Küçük ama içeride insanın ruhunu tatmin edecek eserler mevcut. 
Müzede beğendiğim eserlerden biri Titian'ın Venüs'ü. Bir diğeri ise John Singer Sargent'ın Lady Agnew of Lochnaw tablosu. Giderseniz bakalım sizin ilginizi hangi tablolar çekecek. Böylece Edinburgh'deki ikinci 3.günümüzü de tamamladık.